Doç. Dr. Sait Burak Erer: Bel Ağrınız Hareket Ettikçe Azalıyorsa Dikkat!
Haber
24 Mart 2021 - Çarşamba 17:08 Bu haber 551 kez okundu
 
Doç. Dr. Sait Burak Erer: Bel Ağrınız Hareket Ettikçe Azalıyorsa Dikkat!
Daha çok erkeklerde görülen Ankilozanspondilit, toplumda bel ya da omurga romatizması olarak biliniyor. Ankilozanspondilite bağlı ağrılar özellikle gece ve istirahat halindeyken oluşuyor. Çok ilerleyen vakalarda ise omurganın öne eğilmesi ve kamburluk görülebiliyor. Günümüzde ankilozanspondilit, ilaç tedavileri ve düzenli egzersizlerle çok fazla ilerlemeden kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Romatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sait Burak Erer, ankilozanspondilit ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
Diğer Haberi
Doç. Dr. Sait Burak Erer: Bel Ağrınız Hareket Ettikçe Azalıyorsa Dikkat!

Ankilozanspondilit bir bağışıklık sistemi hastalığıdır

Ankilozanspondilit omurganın ve kalça ile beli birleştiren sakroiliak ekleminin iltihabı olarak tanımlanmaktadır. Ankilozanspondilit bağışıklık sisteminin aşırı şekilde çalışıp kendi dokularına saldırması sonucu meydana gelmektedir. Eklemlerde oluşan iltihaplanma tedavi edilmediğinde ve ilerlediğinde kireçlenme oluşabilmektedir. Kireçlenme eklem boşluğunu kapatarak eklemlerin kemiklerle bütünleşmesine ve bu durumda hareket kayıplarına neden olmaktadır. Rahatsızlık iyice ilerlediğinde sakroiliak eklemden omurgaya doğru çıkıp sırt ve boyun omurlarındaki eklemleri de etkileyebilmektedir. Doğru tedavi olmayan ve ilerleyen vakalarda bu kireçlenmeler öne doğru eğilme, bükülme ve kamburlukla sonuçlanabilmektedir.

 

Sabah tutukluğu yaşanabiliyor

Hemen herkes hayatının bir döneminde bel ağrısı yaşayabilmektedir. Bel fıtığı, kireçlenme, kas spazmı, bel kayması gibi nedenlere bağlı mekanik bel ağrısıyla, ankilozanspondilit hastalığında yaşanan bel ağrıları birbirinden farklıdır. Mekanik bel ağrıları daha çok hareket halindeyken oluşur, istirahat edildiğinde ise düzelmektedir. Özellikle gece uykudan uyandıracak şekilde ve istirahat ederken ağrı olması, sabahları uyanınca uzun süren tutuklukların yaşanması, hareket edildikçe ağrıların azalması mekanik bel ağrılarından Ankilozanspondiliti ayıran bulgulardır. Ağrıya neden olan iltihap kişi istirahattayken eklemlere birikerek ağrı yaratmaktadır. Kişi sabahları tutuk bir şekilde uyanmaktadır. Hasta hareket ettikçe ise tutukluk ve ağrı azalmakta, rahatlamaktadır. Hasta sabah o kadar tutuk olur ki eğilip çorabını bile giyemeyebilir. Bu tutukluğun yarım saatten uzun sürmesi de yine Ankilozanspondilit hastalığının bulgularından biridir. İltihaplı olmayan diğer bel ağrılarında da tutukluklar yaşanabilir ama çok daha kısa sürmektedir.

 

Erkeklerde daha sık görülüyor

Bu hastalık genç erkeklerde kadınlara oranla 2 kat daha fazla görülmektedir. Özellikle 18 yaş üstü genç erkeklerde 3 aydan uzun süre görülen bel ağrılarında bu hastalıktan şüphelenilmelidir. Ağrılar 3 ay ile 1 yıl arasında devam edebilmektedir. Ağrılar başlangıçta hafif şiddettedir, zamanla artmaktadır. Ankilozanspondilit kronik bir hastalık olduğu için ağrıların hayat boyu belli aralıklar ile devam edebileceği ön görülmektedir. Ankilozanspondilit bazı durumlarda eklemlerin dışında organlarda tutulum yapabilmektedir. Üveit denilen ve gözün bir tabakasında iltihap ve görmede bulanıklık ile seyreden bir tabloya yol açabileceği gibi, bazen sedef hastalığı ile birlikte görülebilmektedir. Ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarında da Ankilozanspondilit hastalığında görülen iltihaba benzer sakroiliak eklem iltihabı gelişebilmektedir. Ayrıca ülkemizde dünya ortalamasına göre daha sık karşılaşılan Behçet hastalığı ve ailevi Akdeniz ateşi hastalığı seyrinde de sakroiliak eklem iltihabının gelişebileceği, Ankilozanspondilite benzer yakınmalar ile bel-kalça ağrılarının oluşabileceği bilinmektedir. 

 

Ankilozanspondilit ailede görülüyorsa risk büyüyor

  • Her hastalıkta olduğu gibi Ankilozanspondilitte de hasta hikayesinin önemi büyüktür. Genetik geçişli bir hastalık olduğu için hastanın aile hikayesi de büyük öneme sahiptir. Ailede bu hastalığı yaşayan ya da bu hastalık sonucu kamburlaşan kişiler bulunup bulunmadığı da sorulan sorular arasında bulunmaktadır.
  • Fizik muayenede ise bu hastalığın başladığı sakroiliak eklemler üzerinde uygulanan bası manevraları ile eklemlerin hassasiyetinin belirlenmektedir. Eğer kamburluk ve eğilme varsa bunların dereceleri ölçülerek belirlenmektedir. Bu bulgular teşhis için önemlidir.
  • Gerekli görülen durumlarda radyolojik görüntüleme tekniklerine başvurulmaktadır. Ankilozanspondilit’in tanısını en doğru şekilde konmasını sağlayan görüntüleme tekniği MR’dır. Röntgen filmleri her zaman teşhis için yeterli olmamaktadır. Şüpheli durumlarda MR daha net bilgi verebilmektedir.  Kemik iliğinin içindeki ödem ve iltihapları erken aşamalarda bile gösterebilmektedir. Bu da günümüzde erken tanı koymada kolaylık sağlamaktadır.
  • Hastalığın tanısı için birtakım kan değerlerine de bakılmaktadır. Kandaki iltihap değerini gösteren CRP’nin bu hastalıkta yükselmesi beklenir ancak yükselmediği aktif hastaların da olabileceği akılda tutulmalıdır.
  • Yardımcı tetkiklerden biri de Ankilozanspondilit hastalığına yatkınlığın olup olmadığını belirleyen HLA-B27 olarak adlandırılan genetik testtir. Bu genin pozitif olduğu kişilerde Ankilozanspondilit gelişme riski yükselmektedir. Bu genin pozitif olduğu hastalarda eklem dışı tutulumlara daha fazla rastlanılmaktadır. Üveit denilen göz iltihaplanması ya da bağırsak iltihaplanması da daha sık görülebilmektedir. HLA-B27genini taşıyan hastalarda hastalık aktivitesinin daha yoğun olabileceği veya hastalığa bağlı erken kamburlaşma gibi komplikasyonların daha sık görülebileceği bilinmektedir. Ankilozanspondilitli hastalarının 20-30’unda HLA- B27 geni negatif saptanabilmektedir. Çoğunlukla bu hastalarda hastalık daha yavaş ve hafif ilerlemekte ve daha az eklem dışı tutulum gözlenmektedir.

 

Ankilozanspondilit tedavisi ömür boyu devam ediyor

Ankilozanspondilit ömür boyu devam eden bir hastalıktır. Ağrı her zaman ağrı olmayabilir ve genellikle ataklar şeklinde tekrar etmektedir. Atak dönemlerinde eklemlerde oluşan iltihap ilaç tedavileriyle kurutulmaya çalışılmaktadır. Tedaviye ağrı kesici, iltihap kurutucu kortizon içermeyen ilaçlarla başlanmaktadır. Bu ilaçlar düzenli olarak kullanıldıklarında fayda göstermiyor ve kişinin kanda bakılan iltihap göstergeleri düşmüyorsa biyolojik ilaçlar devreye girmektedir. Bu biyolojik ilaçlar normal ilaç tedavilerine cevap vermeyen hastalarda kullanılmaktadır.

 

Kilo kontrolü ve egzersiz çok önemli

İltihaplı romatizma hastalıkları içinde egzersizin en gerekli olduğu hastalık Ankilozanspondilittir. Tedavinin yarısını ilaçlar oluştururken diğer yarısını egzersiz oluşturmaktadır. Omurgayı, bel, sırt, karın ve göğüs kaslarını güçlendiren egzersizler yapılmalıdır.  Bütün vücudu aynı anda çalıştıran yüzme Ankilozanspondilit hastaları için çok faydalı bir egzersizdir. Yürüyüş, bisiklete binme, pilates ve yoga gibi sırt ve bel kaslarını güçlendiren egzersizler de çok faydalıdır. Haftanın en az 4 günü yarım saat egzersiz yapılmalıdır.  Ancak kas ve eklemlere zarar verecek ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. Hareketsiz bir yaşam iltihap birikimine ve kilo alımına neden olmaktadır. Bu hastalıkta omurga çok hassastır ve omurgaya yük binmemesi için kilo kontrolü çok önemlidir. Ankilozanspondilit hastaları sağlıklı beslenmeli, sigara tüketmemeli ve fazla kilo almamalıdır.

 

 

 

Kaynak: (DOKTORUMDAN HABERLER) - DOKTORUMDAN HABERLER Editör: BİRSEN KALKAR
Etiketler: Doç., Dr., Sait, Burak, Erer:, Bel, Ağrınız, Hareket, Ettikçe, Azalıyorsa, Dikkat!,
Yorumlar
Haber Yazılımı